30 Mayıs 2020

GEÇMİŞİ GÜNÜMÜZE TAŞIYAN EVLERİYLE CUMALIKIZIK

Diyelim ki COVID-19 salgınını atlattık, tamamen iyileştik ve izolasyon süreci sona erdi... Elbette o günlerde keyifle ziyaret edeceğimiz birçok uğrak noktamız olacak. Asırlar öncesinden kalma evleri görmek ve tarihin kokusunu almak istiyorsanız Cumalıkızık’ı da uğrak noktalarınız arasına eklemenizi tavsiye ederiz.
 
İstanbul’a çok uzak olmayan bir mesafede, şehrin yoğunluğuna ve yarattığı yorgunluğa bir mola vermenizi sağlayacak ufak bir köy biliyoruz: Cumalıkızık. 2014’te UNESCO tarafından Bursa’yla birlikte Dünya Mirası olarak kabul edilen Cumalıkızık, Uludağ’ın kuzey eteklerinde konumlanıyor. Geçmişi 1300’lü yıllara kadar dayanan bu küçük köy; tarihinin izlerini duvarlarında, dar sokaklarında, eski taş evlerinde hâlâ taşıyor.
 
Anıt çınarlar
Bursa’da Uludağ’ın etekleriyle vadiler arasında kalan köylere “kızık” adı veriliyor; Cumalıkızık da bu köylerden biri. Köye girer girmez Eğrek Mahallesi’nde konumlanan meydanda bizi iki tane dev çınar selamlıyor. Bu iki dost ağaca anıt denmesinin sebebi, uzun yıllardır Cumalıkızık’ın geçmişine tanıklık etmeleri. Çevresi dört metreye kadar ulaşan genç çınar uzun yıllara dirense de ne yazık ki gövdesinde bazı darbe izlerine rastlıyoruz. Neyse ki yapraklarının hâlâ epey gür olduğunu görüp kendimizi teselli ediyoruz. Daha yaşlı olan diğer anıt çınara yaklaştığımızda onun çevresinin altı metreyi bulduğunu öğreniyoruz. İki dostun yemyeşil, kocaman yapraklarıyla büyülenip yolumuza devam ediyoruz.
 
Etnografya Müzesi
Cumalıkızık’ta bulunan Etnografya Müzesi, köyün geçmişine dair bir bellek niteliği taşıyor. 1992’de hizmete açılan, 2015’te yenilenen müzede; yörenin insanları tarafından bağışlanan ve köyün tarihine ait eşyalar sergileniyor. Osmanlı döneminden kalan eşyaların da bulunduğu müzenin bahçesinde at arabalarına, dibek taşına, yalaklara ve üzüm çiğneme teknesine rastlanıyor. İçeride ise dönemsel ev/mutfak eşyalarına, aydınlatma ve ısıtma araçlarına, avlanma esnasında kullanılan malzemelere yer veriliyor. Bir zamanlar Uludağ’da kalabalık halde yaşayan geyiklerden kalan büyük geyik boynuzuyla semerlerin de olduğu müzede bölgenin geçmişine dair yaşamsal izlere tanıklık ediliyor. Cumalıkızık Etnografya Müzesi, köyün 700 yılı aşkın tarihinin yanı sıra, kültürünü ve buradaki yaşayış biçimlerini yansıtıyor.
 
Tarihi evler
Anlatılanlara göre Osmanlılar, Bursa’ya geldiklerinde ilk olarak Cumalıkızık mahalline yerleşmişler. O dönemlerde yapılan evler hâlâ ayakta duruyor. Cumalıkızık’ta 270 ev bulunuyor. Bunların çoğu kullanılırken bazılarında restorasyon ve koruma çalışmaları yapılıyor. Daracık sokakların kenarlarında sıralanan, çok da yüksek olmayan evler ziyaretçileri o dönemin tam ortasına götürüyor.
 
Zamanında genel olarak üç katlı inşa edilen evler tür bakımından ikiye ayrılıyor: Biri, dışında avlu bulunan; diğeri ise kapıdan doğruca “hayat” kısmına girilen evler. Osmanlı zamanında aile mahremiyetinin oldukça önemsendiğini düşünecek olursak evlerin etrafını çeviren duvarlar bizi pek de şaşırtmıyor. Bu duvarların bazıları ahşaptan bazıları ise sokak taşlarına uygun moloz taşlardan oluşuyor. Dışarıdan bakıldığında içerisi görülmeyecek şekilde tasarlanan evlerin pencerelerinde kafes veya cumbalar yer alıyor.